Bir Musiki Efsanesi: Göksel Baktagir

Bazen düşürüm, bazı müzikleri tüm dünyaya dinletme şansım olsa, kalpleri yumuşatacağına o kadar eminim ki bir dinlese şu insanoğlu vallahi böyle bir insan olmaz, iyi bir insan oluverir diyesim gelir…. İşte onlardan biri..

Bazı müzikler vardır, dinledikten sonra kütüphanelerce kitap okumuş, en kaliteli filmleri izlemiş gibi ruhunu yontuverir, algıyı genişletir, bilgelik kazandırır gibi sanki insanı değiştirir, yetiştirir, daha önce gitmediği yerlere ulaştırır. İnce ince işler melodiler, ince ince değiştirir. Dünyanın bütün umutlarını ve dertlerini ruhuna değdirir. Rutinden çıkarır da yaşadığını hissettirir, bazen sorgulatır ne yapıyorum ben dedirtir. Bazen yeni birşeyler yapma heyecanıyla harekete geçirtir. Şu bir gerçek ki ‘Müzik’ insanoğluna en büyük hediyelerden biridir.

Ben Türk musikini çok geç keşfetmiş bir müzikseverim. Çok çok derin bir müzik eksiğiymiş bu bende, keşfettikten sonra daha net gördüm. Meğer ne çok hitap ediyormuş ruhuma, cevher bulmuş gibi şaşkındım sonraki hayatımda, ne zaman dinlesem aynı o hazine bulmuş ürpertisini hissediyorum hala. Hep bir ağırlık hissettireceğini sanarak uzak durduğum bu melodiler tanıştıktan sonra yaşlı bir bilge gibi beni eğittiler. Bambaşka alemlere sanki bilet oldular. Çat kapı gitsen de her an sana yeni dünyaların kapılarını açmaya hazırlar.

Göksel Baktagir bana eşimin kazandırdığı bir inceliktir. Eşimle ilk tanıştığımızda bana gönderdiği yazıların satırların arasından hep bu melodiler duyulurdu. ‘Metalci’ bana bambaşka bir dünya açıyordu. İçimde öyle bir noktayı tetikliyordu ki bu şarkılar yazar oluyordum, çizer oluyordum birden bambaşka bir iklime geçiş yapıyordum. Müziğin insan üzerindeki etkisine ispat gibi bir deneyim yaşıyorum. İncesaz’ı duymuştum, birkaç kez de dinlemiştim ama arkası gelmemişti. Çeşitli musikilerin de etkilediği oluyordu fakat Göksel Baktagir’in dokunduğu bambaşka tarifsiz bir duygu var içimde. Ben bahsedince kıymeti düşer mi diye endişe ediyorum ama Göksel Baktagir Türkiye’ye doğmuş eşsiz yeteneklerden biri. Tam 140 bestesi varmış, 140 kitap yazmak gibi kıymetli. Kanun üstadı, Türk musikisinde kendi tarzını oluşturmuş bir sanatçı. Yanlış bilmiyorsam kendisinin literatüre kazandırdığı bir stil var. Her sene ODTÜ’ye gelir Göksel Baktagir, bu yüzden canlı dinlemek de tanışmak da nasip oldu. Mütevaziliğin sanatı nasıl yücelttiğine bir kez daha şahit oldum bu vesileyle.

Herkese herşey hitap etmez elbette. Ama bazı şeyler o kadar güzeldir ki onun uğruna az biraz kendini değiştirmek kesinlikle değer. Eğer hiç bu tarz müzik dinlemediyseniz kendinize bir şans verin, eğer doğru andaysa ve ruhunuz buna açsa ılık ılık esen rüzgara kapılacaksınız. Ben bu tarz müziklere hiç açık biri değildim inanın, varsa yoksa rock, metal, bazen country biraz latin dinliyordum, hep bir new age vardı mesela, belki mistisizmle burda buluşuyor. Hala da çok seviyorum her birini, hayatıma etki eden hiçbir müzikten kopamıyorum, hepsinin tadı lezzeti ayrı da, hele bu da bir başkaymış.

En sevdiğim birkaç parçasını bırakıyorum buraya. Acele etmeyin yavaş yavaş zaman yayarak dinleyin… Bazı müzikler aceleye gelmez, zamanla içinize dolması gerekir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s