Çalışan Kadın Dramı

20160216160956

Korkunç bir başlık seçtim farkındayım. Biraz heyheyliyim. Şikayet etmeden derdimi nasıl anlatırım onu düşünüyorum.

Üniversiteden sonra hemen çalışmaya başladım, yaklaşık 4 yıl aralıksız çalıştım. Çalışmaktan neredeyse nefret edecek kadar yoğun ve stres altında. Sonra buraya geldik, birden 1 yıl özlediğim boşluğu yakaladım. Yapmak istediğim şeylere adam akıllı zaman ayırıp, özlediğim telaşsız yaşama tatlı bir geçiş yaptım, yıpranmış sinirlerimi rahatlattım, hem zaten yeni bir yerdeydik, tanımak eğlenceliydi, aktı gitti zaman… Sonra yine çalışma hayatı başladı. Yine ağır bir stres altında, mesleksel sıkıntılarla. Çalışmayı sevmiyor değilim. Çalışmak bana iyi de geliyor biliyorum ama, e bi ama olucak tabi, bir kadının kendine ayırması gereken zamanı çalacak, kadının ruhunu bozacak, stresten yıpratacak kadar eziyet haline dönüşmediği sürece. Tabii çalışmak zorundaysanız eli mahkum katlanıyorsunuz tüm bu sıkıntılara. Bir de çok zor şartlarda çalışan kadınlar var ki yanlarında bunları konuşmamız ayıp olur. Ama içimde tutamadığım garip bir öfke var. Sisteme, toplumsal algılara, modern hayatın dayattığı rollere içten içe bir öfke duyuyorum. İstemediğim koşullara zorlandığım için, değiştiremediğim bu düzenin parçası olduğum için, kendime de dahil dış dünyaya bir öfke. Bunu yazarken yalnız olmadığımı da biliyorum. Benim gibi bu ‘yapılması gerekenler’le ‘yapmak istedikleri’ arasına sıkışmış bir sürü insan var, başı fıtratıyla çelişen yaşam şekliyle dertte olan tek ‘modern’ kadın ben değilim. Tüm kadınlar bunu konuşmuyor o ayrı. Kimisi farkında bile değil nasıl bir düğümün içinde olduğunun, kimisi farkında ama çırpınmaktan bir şey yapamıyor, kimisi her işte olduğu gibi bu işte de aşırı becerikli olduğundan bunun da üstesinden bir şekilde geliyor. Bense her zaman yaptığım gibi bir köşeden izliyorum. Kimseye faydası olmayan tespitler yapıyorum. Gönlümden geçenleri de pek rahat anlatamıyorum…

20160216160956 (1)Şu an bir geçiş dönemindeyim. Bile isteye girdiğim bir maratonun içindeyim. Ama ruhen eziliyor gibi hissediyorum. Hele böyle aşırı yüklenilince. İş hayatının keskin köşeleriyle yüzleşince. Ha desen içinden çıkamıyorum. Belki de yepyeni bir şeyler öğreniyorum. Koca bir deneyimin içinden geçiyorum. ‘An’ları kaçırmamaya, sakin kalarak kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Şikayet etmiyorum, etmiyeceğim de. Ama imreniyorum bol vakti olan kadınlara. Onların yerine okuyacağım kitapların, alacağım eğitimlerin, keşfedilecek onca şeyin planları yapıyorum.. Bir zaman sonra günü, an’ı, zamanı daha sakin karşılamanın hayalini kuruyorum. Belki bu hiç mümkün değil, bilemiyorum. En azından Merve’nin dediği gibi ‘hayallerine doğru uçmayı’ bekliyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s