Yaban

 

(Çok bilindik bir şarkı belki ama bu yazı bu şarkıyı söylüyordu.)

DSC_0361Hayatım boyunca insan ilişkileri son derece kuvvetli, sosyal bir insandım. Hatta insan bağımlısıydım. Sürekli birileriyle bir etkinlik yapma peşindeydim, okuldan sonra eve gidemez arkadaşlarımla oyalanır da oyalanırdım. Tiyatroyla uğraşmanın getirdiği girişkenlik ve dışadönüklük, esprili bir dille ilgi toplama gibi özellikler az evvel tersine dönmeden önce beni hep insanlarla iç içe yapıyor ve bundan mutlu olmamı sağlıyordu. Yine bu özelliklerim var ama sanırım daha kontrollü, bir hal geldi üzerime gibi, bir dinginlik… sanki

yabanileştim. Nasıl mı?

Tam olarak bir kırılma noktası hatırlamıyorum. ama sanırım insanlarla fazlaca iç içe yaşadıkça, ya da birlikte çok zaman geçirdikçe köşeler birbirine çarpar oldu. Dambur dumbur konuşanlardan, kaş yapayım derken göz çıkaranlardan, hasetlikten kıvrananlardan bunaldıkça kırmıyayım diye kendimi çektikçe çekmişim geriye. Kimseyle kötü olmayayımdan, o üzülmesin ama ben de yamulmayayıma doğru karakter değiştirdim resmen. Kendimi rahat hissettiğim yakım çevremdeki zevzeklenmelerim dışında az konuşan, çok düşünen bir tip oldum çıktım. Buraya geldikten sonra da uzunca bir kendimle başbaşa kalma sürecim oldu ve bu bana çok fazla ve sürekli insanlarla vakit geçirmekten daha çok keyiflli gelmeye başladı. Ömrümde hiç bu denli kendimle kalmamıştım ve bu süper bir şeydi! Çok güzel arkadaşlarım dostlarım var elbet, burada da harika dostluklar edindim, fakat sanki adeta aktörlerden çok filmin kendisiyle ilgilenmeye başladım. Yüzümü yaşamaya çevirdim. İnsan, çok kıymetli, ama yaşamın, dünyanın içinde başka manzaralar da var ve bazen bir insanın verebileceğinden daha harika hisler verip, yine bir insanın verebileceği zarardan daha azını verebiliyor. Yavaş yavaş bunu görüyorum sanki… Yaşamdakilerle değil, yaşamın kendisiyle ilgileniyorum.DSC_1067-1
Belli bir yaştan sonra da ne kimseyi değiştirmek istiyorsun ne de kimse için değişmek. Uğraşmak bile istemiyorsun, sadece yaşama odaklanmak istiyorsun, yaşama karşı daha güçlü bir bakış açısı geliştiriyorsun bu yüzden seni aşağıya çeken her ne varsa bilinçsizce uzaklaşıyorsun… Bazen çevremdekilerden duyuyorum, insanlarla arama mesafe koyucam, hak etmediği değeri vermicem nevinden sözler. Ben hiç böyle biri olamam sanırım, önceden kota koyamam hislerime, çuvallayacağımı bilsem de sıcaklık göstermek istediğim bir anı durduramam, şuna inanırım: nasıl hissediyorsa öyle davranmalı insan. Çünkü her an, her ruh hali, her ilişki, her sinerjinin bir kendine haslığı var ve kendini koruma adına peşin hükümlü olursan güzellikleri de kaybedebilirsin. Bunların hiç birini düşünerek yaşamadım, çünkü doğallığa, akışında yaşamaya çok önem veriyorum, şuursuzca akan bir su gibi burada bunları düşünürken buldum kendimi. Tam bu noktada anladım insanın hisleriyle şekillenen düşüncelerinin hayatına nasıl yön verdiğini. Fark etmiyoruz ama etkilenmelerimiz, ilişkilerimiz, bizi ve hayatımızı şekillendiriyor biz bilinçli olarak farkına varmadan.

DSC_0072

Son zamanlarda fark ettim de ben çok yabani olmuşum. İnsanlara laf anlatmaya, kendimi anlatmaya, başkasına göre yaşamaya gelemez olmuşum. Mutlu olmak için çok kalabalıklara ihtiyacın olmadığını görmüşüm. Bir insanla uzun süre nasıl vakit geçireceğimi bilemez olmuşum. Hele grupsal aktivitelerden ödüm patlıyor. Koca koca insanların onca tercih farklılığına rağmen sürekli bir arada hareket etme çabası bunaltıyor beni. Bir keresinde bir arkadaşım ortak mizah anlayışımız olduğu bir kaç kişiyi kutsayarak harika bir grup olduk, hep birlikte takılalım demişti de ben ertesi gün başka bir yere oturdum, kaçtım resmen o grup psikolojisinden. Ama bu hareketime şimdi anlam veriyorum mesela, o zaman düşünerek yapmadım bunu, ama kendimi bir gruba adama fikri ruhuma kasveti bastığından kaçmışım. (Bir de ben herkesle iletişim kurmayı seviyorum, onlar ve biz gibi sınırlar çekmeyi sevmiyorum, bunun da etkisi var) Ya da bir yere mi gidilecek kesinlikle kendi başımalığı tercih ediyorum. Hele alışverişe kimseyle gitmeye tahammülüm yok, zaten sevmem, kafama göre de takılamazsam batıyor bana o alışveriş. Böyle böyle yabani, yabancı, ayrık otu gibi hissediyorum işte. Kendim gibi düşünmeyenlere tahammül edememe gibi anlaşılmasın bu. Çok çeşitli insanlardan oluşan bir arkadaş çevrem var aslında çok sevdiğim ve şükrettiğim. Ben sadece başkalarının kararlarına, tercihlerine karışıp durana, arkadaşlığın bir gereği sanarak melankolik kişiliğini ortama kilitleyenlere, yanındakinin üretkenliğine habire ket vuranlara, bir de bizim milli karakterimize yerleşmekte olan sitem, ima, abuk şeylere alınganlık, laf sokma, kasıntılık, artislikten bir türlü doğal olamama, gösteriş gibi davranışlara ve bunları yaşam tarzı olarak yapanlara gelemiyorum sanırım.

DSC_0400

Yaban olmuşum ben. İnsandan kaçıp, doğaya gider olmuşum. Ormanda bir saati, insanla üç saate değişmez olmuşum. Kim bana bir şey öğretiyorsa, kim hesapsız paylaşıyorsa, kim veriyor ama hürmetten başka bir şey istemiyorsa ona koşar olmuşum. Bazen uçup giden bir bulutun birinin cümlelerinden daha dikkat çekici olabileceğine ikna olmuşum, bunu çekinmeden yüksek sesle söyler olmuşum. Yaşama dönmüşüm yüzümü. Ne yapayım daha çok konuşmak yerine daha çok yazasım, çizesim, daha çok çiçek koklayasım var…

Yaban olmuşum. Geri dönesim de yok.

 

DSC_0248-2

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s