Çiçek Sevdası

DSC_0844

Çiçekleri çok seviyorum. Hani demiş ya biri boynumda elmas kolye olacağına, başımda çiçekler olsun işte o hesap benimki de. Etrafımda, masamda her daim olmalı çiçekler. Taa Türkiye’den buralara gelirken pet şişenin içinde evimdeki çiçeklerden birer dal numune budayıp taşıdım üşenmeden, gelince de diktim, ama ilk geldiğimizde çok yer değiştirdiğimizden telef oldu gariplerim ama hiç vakit kaybetmeden aldım yenilerini. :) Memleketten gidip gelirken de kucağımda saksı götürmüşlüğüm, kendimi sığdıramadığım yerlere çiçeklerimi sığdırmışlığım, uçak yolculuklarında eşya atmaya kıyıp çiçeğimi atmaya kıyamamışlığım vardır. geçenlerde Cambridge gezimizde yolda kopmuş bir yabani çiçek buldum, ismini bilemiyorum, o yol boyunca sıkış tepiş arabanın içinde elimde taşıdım onu :) O gün anladım ki ben çok seviyorum da kahrını çekiyorum bu güzelliklerin. Aslında eskiden hiç bakamazdım. Ne kadar sevip aldığım çiçek vardıysa yaşamadılar. Sonra biri dedi ki ‘gönlünle bakarsan yaşar’. Sanki farklı bir duyu organım açılmış gibi hissettim bunu duyunca. Çok özen istemeyen çiçeklerle başladım ilkin. Sonra onları çoğaltmak, insanlara hediye götürmek bir aktiviteye dönüştü benim için. Sonra ev botanik bahçesine döndü, sevdiğim her çiçeğe bakabilmeye başladım çok şükür.

DSC_0845
Succulove!

DSC_0832DSC_0847DSC_0849DSC_0877

Uzun süredir dikilmeyi bekliyordu çiçeklerim. Burada kolay toprak bulamadım. Yapı marketlerde var elbette ama bana göre onlar gerçek toprak değil. Zamanla kokan, böceklenen, garip bileşenlerden oluşmuş yapay bir karışım. Layık görüp de almadım çiçeklerime :) Bir de koca çuvalla satıyorlar ben ne yapacağım o kadarını!? İstesem bahçesinden verecek çok insan var ama istemek de benim pek becerebildiğim bir şey değil. Zaman geçiyor, garibim çiçeklerin hakkı geçiyor diye düşünürken yardımını gönderdi Rabbim, eşimle konuşurken kendiliğinden ben evden getireyim bir torba demiş ev sahibi sağ olsun. Hiç vakit kaybetmeden hemen o gün diktim işte bunları :)

DSC_0838
Bu da en bir zarif çiçeğim…
DSC_0835
Bunu ilk defa çoğaltıyorum bakalım yetişecek mi…

DSC_0834DSC_0839DSC_0841

Yaklaşık bir ay önce kadar budadığım ve köklenmeye başlayan succulentlerimi diktim. Bir de Yaprağı Güzel vardı, burada çok tatlı bir Türk abla verdi, suyun içine koymuştum kopardığım gün iki üç haftada çok güzel köklendi. Yalnız aklınızda olsun, bu tip çiçeklerin suda köklenmesini beklerken suyu sık sık tazelemek çok önemli, tabi ki dinlenmiş kloru uçmuş suyla ;)

DSC_0852
Bu arkadaşı henüz çoğaltamadık, minnacık saksısında yaşamaya devam ediyor.

Yaşam kaynağı bu güzellikler sanki, evinin bir köşesinden güzel enerjiler yayıyor gibi. Bir de bizler gibi olmadıklarından her daim yaratıcılarını anıyorlar, belki usulca eksiklerimizi hatırlatıyorlar. Onların hürmetine belki arada hatırlıyoruz unuttuklarımızı.

DSC_0871

DSC_0860
Konserve kutularına çiçek dikmeye de bayılıyorum, çok basit ama estetik duruyor bence, altını delmeniz yeterli ;)
DSC_0856
Adi çıkan tencereler itinayla saksıya dönüştürülür, naapcan? ;)

DSC_0858DSC_0876DSC_0857-1

Bir de bir kaç senedir böyle bir adet edindim, yeni dikilenlerin topraklarına Ya Hayy yazmak Hayat Verenin Hayat ismi olduğu için sanki daha sıkı yaşama bağlanıyorlarmış gibi geliyor. Biz yazmasak da zaten onlar her daim tesbih ediyor ama işte biz de hem onları dikmekle hayat verenin kendimiz olmadığını hatırlamak hem de yaydıkları güzel enerjiyi tamamlamak üzere bu basit işi yapabiliriz. Dışarıya koyduğunuz çiçeklerde taşlara yazabilir, içeriye koyduklarınızda benim gibi kürdanla bayrak gibi yerleştirebilirsiniz. Çok dekoratif de duruyor!

DSC_0828
Yaprağı Güzel, kendi de güzel! ;)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s