İsviçre- Alpler (Interrail 4 – When A Dream Comes True/ Bir Hayalin Gerçekleşmesi)

DSC_0086

DSC_0083

Küçük bir kızken, dokuz on yaşlarındayken sanırım, çok kitap okurdum. Okumayı öğrenmiştim bir kere kendimi alamıyordum. O kadar çok okuyordum ki yemeğe bile kitapla geliyordum. Masal diye bir şey keşfetmiştim seri seri bitiriyordum. Bir daha da öyle kitap okumadım ömrümde. Varımı yoğumu kitaba yatırır, param olmadığında abimle anlaştığımız sahaflarla kitapları takas edip devam ederdim okumaya. İzmir Hatay’da metro durağının arkasında Tarihi asansöre giderken çok eski bir sahaf var. Oraya gider okuduklarımızı okumadıklarımızla değişirdik. Bir gün elime bir kitap geçti: Heidi. Çok az resimli bu kitap 200 sayfa kadar olması hasebiyle epeyce tasvire ayrılmış sayfası olacak ki bana bir güzel hayal ettirtti Alpler’i ve bitmesinden korkarak okuyordum kitabı. Elbette kitap bitti. Fakat benim hayatıma bir kavram girdi: Alpler’e gitmek. Rüyalarımda kendimi Heidi olarak görüyor, o eşsiz dağlarda çiçekler topluyor, mis gibi taze süt içiyor, deli dana gibi Alplerde koşuyordum. Nasıl kıskanıyordum Heidi’yi, nasıl kuruyordum onun yaşadığı yere gitme hayallerini. Sonra o hayallerin bedeli olarak hiç bir şey gezmek kadar çekmedi beni. Yaşadığım yerde ne doğru düzgün bir yeşillik vardı, ne de ömrümde adam akıllı bir dağ görmüştüm. İşte orada yüreğime bir Alpler ateşi düştü ki sormayın. Büyüyünce ne olcan sorusuna bile Alpler cevabı veriyordum. Milka çikolataya hürmetle bakıyordum, Alplerdeki ineklerin sütüyle yapılır ya…

DSC_0045

DSC_0970
İşte o güzel dağlar…
DSC_0010
Çiçekli pervazlar…

DSC_0040

DSC_0048DSC_0019

İşte bu gezi, ne yaptım da hak ettim bilemediğim, bir lütuf, bir çocukluk hayali hediyesiydi bana. Küçüklüğüme hediye, yaşlılığıma anıydı. Demekki oluyormuş’un kanıtıydı. İnanırsan ve çok istersen olur’du. Allah biliyor ya aynı inancı bir gün Aurora için de taşıyor yüreciğim. O sevdayı da ayrı bir yerde anlatmıştım hatırlarsanız. (bkz: Aurora Borealis)

DSC_0086
Heidi’nin köyü olmasın?!
DSC_0808
Lugano Gölü (Lake Lugano)

DSC_0007

DSC_0923

DSC_0997

DSC_0059
Tünele giriyoruz…

Ah İsviçre, kaçıp bir daha gelsem Alplerine. O eşsiz doğanda konaklasam, kamplar kursam her yanından şelaleler akan dağlarının yamacında. İtalya’yı, Yunanistan’ı, Macaristan’ı, ne biliyim bir sürü yeri bir daha görmesem olur. Bir kez görmek yetti. Hiç de yaşamak istediğim yerler değil diğerleri. Ama İsviçre hem tekrar görmek istediğim hem de yaşamak isteyebileceğim bir yer. Benim nazarımda Norveç birse, İsviçre ikidir. Bir de Yeni Zelanda var ama o daha ‘to go list’te ;)

DSC_0791

DSC_0834

DSC_0023

DSC_0904

DSC_0021
Tren halleri, gezi notları, müzik…

DSC_0736

DSC_0937
Minicik detaylarda gülümseten manzaralar…

DSC_0821

İsviçre’yi bir günde baştan aşağı trenle turladık biz. İtalya Milan’dan bindiğimiz trenle Como ve Lugano Gölü üzerinden Lozan ve Montrö’nün, evet Lozan antlaşmasındaki Lozan ve Montrö, akabinde Basel’e geçtik, oradan yeni bir trenle Cenevre’ye. Oradaki Migros’a girip bütün interrail macerasında en iyi hissettiğimiz anlardan birini yaşadık. Tanıdık markalarla dolu bir markete girmek, ve alışkın olduğumuz türde bir kahvaltıyı nihayet yapabilmek unutulmazlar listesinde. Cenevre’yi hiç gezmedik, doğru başkent Bern’e doğru yola çıktık ama Zürih’e giden trene binerek yolumuzu epey uzattık. Bütün bunların bir günde olmasının anlamı, bir; ülkenin küçücük nasıl diyeyim bir İstanbul kadar olması, iki; demiryolunun muazzam bir ağla tüm ülkeyi sarmış olması. Zürih’ten de yeni bir trenle Bern’e geçerken işte o çocukluk hayali gerçek oluyor… Planlayarak gelmediğimiz bu rota ömrüme armağan oluyor. Öyle yerlerden geçiyoruz ki nefesim kesiliyor…

DSC_0781
Lozan

İsviçre aslında milleti olmayan, farklı etnik kökenler sahip İsviçrelilerin yaşadığı, kantonlardan oluşan tarafsız bir bölge. Buraya hakim üç ulus var Almanlar, Fransızlar ve İtalyanlar. Bu yüzden ana dil hem Almanca, hem İtalyanca hem de Fransızca.

DSC_0020

DSC_0011 DSC_0733

DSC_0035

DSC_0031
Kış sporların için önemli duraklardan biri…

Bern–Lötschberg–Brig demiryolu İsviçre’nin en yüksek rakımlı yolculuğunu yapma imkanı veriyor size. İsviçre Alplerinin kalbinden geçen bu yol iki kanton bölgesini birbirine bağlıyor. Öyle yerlerden geçiyor ki tren, buraya da tren yolu mu yapılır diyor insan ama tıkır tıkır işleyen bir sistem bu. Hani düşünün ki Karadeniz’in tümünün ulaşımını tren yoluyla sağlasanız, koca dağların arasından uzun tünellerle, hakkını vererek ve çevreye en ufak bir zarar vermemeye dikkat ederek bir demiryolu yapsanız, o hesap. İşte bu rota onun gibi inşası zor bir yere yapılmış ama yapıldığına da değmiş doğrusu. İnterrail yazısında da belirttiğim gibi ‘Scenic Route’ (Manzaralı Rota) listesinde olan bu rotada giderken daracık vadilerin arasından süzüle süzüle akıp giden tren sizi kimi zaman şirin bir köyle, kimi zaman onlarca minik şelalenin aktığı vadilerle karşılaşıyor. Bir tünelden çıkıyorsunuz ve birden dev bir dağın epeyce yukarısında incecik bir tren yolunda şehirlerin üzerinden geçerken buluyorsunuz kendinizi. Ah o heybetli dağlar, sonunu göremediğim sıralı dağlar, beni benden aldılar. Yıllar geçti aklımdan çıkmadı o manzaralar… Böyle yeşili ömrümde bir Artvin’de bir de burada gördüm. İnsan böyle bir yerde yaşamak diye bir başlık açıyor yaşamının geri kalan sayfalarına. Öyle güzel evler, pencereler balkonlar gördüm ki bir daha gidişimde inip bir kahve içeceğim o köylerde. Evet inşallah gideceğim nasip olursa ve öyle içinden geçip gitmeyeceğim o heybetli dağların. Yukarılardan aşağılara kanatlanmak istiyorum. Yamaç paraşütü de yapmak niyetindeyim gidebilirsem. İnşallah hayırla ve güzellikle nasip olur, isteyen herkese. Evet buraya gidin. Ama trenle gidin.

DSC_0881

DSC_0844
AA ben?!

DSC_0915

DSC_0080Fotoğrafların bir kısmı eşime ait, hangisi hatırlayamadığım için yazamadım, bizim ailenin fotoğrafçısı odur aslında. Çiçekliler benimdir muhtemelen ve bir de çok iyi çekilmemişler :)
Bir de Bern’i anlatmalıyım size. Başkentlerin en çiçeklisi belki de…
Not: Çocukların hayalleri kuvvetlidir ve çok istendiğinde kendilerine verilir ;)

 

4 thoughts on “İsviçre- Alpler (Interrail 4 – When A Dream Comes True/ Bir Hayalin Gerçekleşmesi)

  1. Ne güzel fotolar olmuş nefis.. Çocukların hayalleri inşallah olur o zaman:)))2013 ‘de İtalya İsviçre Almanya İtalya şeklinde 15 günlük bir rota yapmıştık İsviçre’den iki kez geçtik dolayısı ile dönüş yolundada kendimizi Luzern gölünün olduğu bölgeden direk dağlara vurduk öyle indik İtalya’ya nefisti nefisti. Çocuklar İtalya sınırından geçtiğimiz an evleri gördü ilk sözleri “anne burası ne güzel burda yaşayalım ne olur” oldu:)))

    Bende hemen fırsattan istiafe derslerinizi iyi çalışırsanız belki burada okursunuz dedim:)))
    Gerçekten doğası harika bir yer bu yılda Avusturya’yı gezdik oranında doğasını çok beğendim….Gele Grüner See

    Like

    1. Teşekkürler. Aslında fotoğraflar çoğunlukla hareket halinde çekildiği için çok iyi değil ama verdiği his yetiyor bence de :) Çocuklarınızla ömürleri boyunca unutamıcakları ne harika bir gezi yapmışsınız! Dağlar muhteşem değil mi? Avusturya’nın doğasını ben de çok duydum ve merak ediyorum. Sevgiler!

      Liked by 1 person

      1. Resimlerden o hisi alıyorsun nefisler.. Doğasına hayranım .. Avusturya’yada bayıldım özellikle Hallstat tuz madenleri ve oradaki göl nefis… Sevgiler

        Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s