Londra’da Yaşam (Konut, Eşya, Ulaşım,Yiyecek)

DSC_0643

Sonradan gelip ahkam kesmelerime devam edeyim efenim. Fakat bu yazı Londra’ya gezmekten daha uzun süre vakit geçirecekler ya da Londra’ya taşınanlar için daha çok, ama tamam diğerleri de okuyabilir :D

Burada emlakçılık, ev arama, bulma çok zahmetli ve teferruatlı. Evi genelde internetten seçip tutuyorsunuz. Emlak sistemi bir garip, öyle hadi ev bakalım emlak emlak gezelim yapamıyorsunuz, bir kere emlakçı sizinle evlerin fotoğraflarını paylaşıyor seçmeniz için ama hadi gidelim görelim dediğinizde komisyon alıyor. Mesela diyor ki bana 200 pound ver sana 6 ay boyunca istediğin evi bulasıya kadar ev gezdireyim, öyle bir garip. Hadi evi bulduk görelim dediğinizde randevu almanız gerekiyor hop diye gidip göremiyorsunuz, artık bir haftayı mı alır iki haftayı mı bulur belli değil. Flat tarzı daire, büyük aileler için iki katlı house ve tek kişi ya da çiftler için daha uygun olan studio flat tarzı evler bulabilirsiniz. Shared flat denen birden çok kişiyle ya da aileyle paylaştığınız tipte evler de var, mutfak, banyo, wc nin ortak kullanımda olduğu ama odaların ayrı olduğu. Bunlar da bize hitap eden yaşam tarzları olmadığından biz studio daire tuttuk. Studio daire bizim Türkiye’de pek bir havalı ama buralarda gariban işi :) içinde mutfak ve banyoyu kapsayan tek oda tipinde. Genelden büyük bir evi parçalara ayırarak ya da katlara bölerek yapmışlar. Hak ettiğinden de pahalı bu arkadaşlar. Zaten tüm Londra’da konut çok pahalı, eşime burada bir ev sahibi olsan torunlara dek sırtın yere gelmez diyorum o da heh bunu diyerek Türk zihniyetinin ve genlerinin hakkını da verdin diyor :) Şöyle söyliyim bizim şu an studio daireye verdiğimiz paranın takriben 2 yıllık toplamıyla Türkiye’de taşrada bir ev alınabilir pek ala. Evet merkezde fiyatlar korkunç. Bunu düşününce gidip bir bardak soğuk su içiyorum sonra da bir daha düşünmüyorum :) Yani gelip de hızlıca sorunsuz ev bulabilirseniz kem gözlere gark olan bir şanslılar topluluğundansınız demektir :)

DSC_0127-1

Aklımdayken yazayım, Londra’da çiftler için öğrenci yurtları da var, biz ilk böyle bir yerde kalmıştık, lüks ama pek ucuz değil, ev tutmak daha ucuza gelebilir. Tek kişiyseniz zaten size her yer ev! Bu yurt gibi yerlerden biri de Nansen Village. Çiftler ya da çocuklu aileler için ideal ve çok çok ucuz bir yer. Minik bir köy gibi, apart şeklinde studio dairelerden oluşan zone 4’de bir yer. Arkadaşım bir çift kalıyor çok memnun. İnternetten çok detaylı bir başvuru yapıyorsunuz, burası Londra şartlarında çok çok ucuz hakikaten, ama bir yıllık anlaşma yapmak zorundasınız, biz o yüzden oraya taşınamadık mesela. Zaten nerede kalsanız en az bir yıllık belki break close’lu 6 aylık anlaşma yapmak zorundasınız. Bizim durumumuz farklıydı biraz ondan kalamadık burada. Bir de millet kotası var, aynı milletten çok fazla insan almamaya çalıyorlar. Çiftseniz kaçırmayın derim.

Hadi evi tuttunuz, öyle kolayca zırt diye taşınabileceğinizi sanıyorsanız çok büyük yanılgı içindesiniz çarpılırsınız hafizanAllah :) Bir kere Council Tax denen her belediyeye göre değişen bir vergi ödemeniz var ki akıllara zarar, belediyeliğiniz pek bir havalıysa bu vergi kiranızın üçte birine kadar çıkabiliyor ama üzülmeyin gaz hariç diğer faturalarınız o kadar da çok tutmuyor.

Biraz da gözü açık olmaya, mümkünse burada uzun süredir yaşayan insanlardan destek almaya çalışın. Zira emlakçıların hilelerine akıl sır ermiyor. Açıktan hileler değil tabi onu kimse kolay kolay yapamaz burada ama mesela kontratta sizin için çok önemli bir meseleyi muğlak bırakarak o konuda bir şeyler yapabilmenizi engelliyorlar. Neler görüyorsunuz da bizim gibi safcık tiplerdenseniz hala anlayamıyorsunuz çevirdikleri dümeni. Biz eve taşınırken dediler ki tüm faturalarınız kiraya dahil, siz hiç fatura ödemeyeceksiniz. Biz de oh ne iyi hoş dedik bir taşındık, meğer bizim gaz sistemi yan daireye bağlıymış, onlar ne kadar isterse o kadar ısınabiliyoruz yani. Saftirik biz de iyi de kardeşim bu ne kadar ısınıyor, üşür müyüz demedik ki başta, bütün kışı benim hiç sevmediğim kat kat giyinme tipinde geçirdik.Yüz göz olmayalım, komşu kültürümüzde çok önemli gücendirmeyelim, örnek olalım diye ağzımızı açmadık. Hatta geçen bir baktım koca bir gün yanmadı resmen kalorifer, komşuya değil ama bu işin sorumlusuna üslubunca derdimi anlattım. Meğer komşu kaloriferi kapatıp gitmiş. Haktır hukuktur, vay insanlar üşür yok. Sonuçta parasını ödemişim baştan, nasıl canım sıkıldı ama çözüldü problem, çok şükür iyilik ve güzellikle. İşte bu kontratta muğlak bir konuydu ve biz bunu hiç hesaba katmamıştık. Tabi bunun sorumlusu ev sahibi değil bizimle kontratı imzalayan emlakçıydı. Ev sahibi de son derece iyi bir insan, ne olur çıkmayın ben sizin gibi temiz insan bulamam dedi filan ama evin rutubet problemiyle birlikte bu hal dayanılmaz hale geldi. Şimdilik kafamız karışık. Bir kez daha anladım ticarette yalan söylememek değil marifet, bir olguyu tüm gerçekleriyle ortaya koymakmış asıl erdemli olan. 

IMG_20141226_144329

Rutubet demişken, bu da vahşi batının en vahşi ve sinir bozucu sorunlarından biri, aman diyim rutubet diyip geçmeyin ciddi sorunlara yol açabilir. Bizim ev benim gibi hava ne olursa olsun günde en az bir kere camı açmadan duramayan birinin elinde olmasa duvarlarda büyüyen nemli mantar ordusunun işgali altında kalabilirdi. Çamaşır yıkıyorum, çarem olmadığı için içeriye seriyorum bu sefer evin havası bir türlü kurumuyor. Dehumidifierlar mı almadık, elektrikli çamaşır tellerimi… Bir tek mum çok faydalı oldu nemli havayı kurutmada. Zaten çok da severim, sabah akşam mumlar sönmedi evde, rutubetin kokusunu da mis gibi aldı.

Bir de buraların bir Benefit çılgınlığı var ki yazmadan edemeyeceğim. Efendim geçim durumu sıkıntılı olan insanlarda burada hükümet benefit adlı yardımı yapıyor ve o insanların ev kiralarını ödüyor. Çok güzel, vatandaş odaklı iyi niyetli bir uygulama. Fakat içinde bizim milletimizden de insanların olduğu bazı akıllı milletler napıyor, devletten bu yardımı bir güzel alıyor, üstüne kira indirimi aldığı evi uçuk bir fiyata da tekrar kiraya veriyor ki para üstüne para yağsın. Tabi bu arkadaşlar bunu hak olduğunu sanıyorlar amma ve lakin öte dünyayı unutuyorlar. Kaç kişiyle konuştum, kiracı olarak girdiği evin sahibi benefit alıyormuş, e size bu kadar paraya kiraya veriyor diyorum, yapacak bir şey yok geçiciyim diyor, kontratı da ona göre yonttukları için burada bir haksızlık, ahlaksızlık dönüyor. Hem de bir kişinin değil o toplumda yaşayan herkesin hakkına giriliyor. Ama bu böyle sürmez, yakında uyanır İngilizler (gerçi yeni öğrendim onlardan da çok varmış yapan), sonra kendi kazdığı kuyuya düşenler olur hafizanallah! Bu konuda da dikkatli olun, sizin sırtınızdan haksızlığa girilmesine müsade etmeyin, derim nacizane.

Evi hallettiyseniz hadi hayırlı olsun, güle güle oturun. Gelelim eşyaya. Bir kere buralarda halıfleks tarzı halı döşemeleri pek yaygın, devlet dairelerinde bile halı kaplı yerler, yağmurun eksik olmadığı bunca nemli bir memlekette aklım ermedi benim bu işe. Benim tercih etmeyeceğim bir ev olurdu bu halılı evler, ayakkabıyla da kullanıldığı için zaten katiyen bana uyacak iş değil hem parke görmeyi seviyorum ben evin içinde her yeri halı kaplı görmek fenalık yapıyor ama halısız evler de var zaten. İngiltere’de eşyaya mobilyaya hiç önem verilmiyor, hatta eve de önem verilmiyor. İnsanlar zaman sıkıntısı yaşadıklarından geçiştirerek yaşıyorlar bir çok şeyi. Evlerin bir çoğu zaten kendinden eşyalı. Kısa dönemli kalacaksanız hiç bir şey almayın derim. Azla yetinin, eşyaya kafa yormayın. Paylaşılması hijyenik olmayan ve içinizin rahat etmeyeceği şeyler hariç tabi. 

Eşya edinmenin ekonomik yollarından biri de bu ülkenin kültüründe en çok sevdiğim, ah bizde de olsa dediğim kesinlikle her ülkeye lazım ve milli servet açısından son derece önemli, israfın da çok büyük ölçüde önüne geçeni Charity Shop‘lar. Yani ikinci el, üçüncü belki dördüncü el ürünler satan yardım kuruluşları. Bu dükkanlar insanların kullanmadıkları, elden çıkarmak istedikleri ama aynı zamanda iyi durumda olduğundan çöpe de atmak istemedikleri hemen her türlü eşyayı kabul ediyorlar, alıp bir güzel elden geçiriyorlar, söküğü varsa dikiyorlar, kirliyse yıkıyorlar, şöyle bir çeki düzen  verip çok cüzi fiyatlara satışa sunuyorlar. İsrafın büyük ölçüde önüne geçiyorlar, ülke ekonomisine katkıda bulunuyorlar, gücü yetmeyen insanlara ucuz ürünlerle alım gücü sağlıyorlar, sürekli tüketim çılgınlığının önüne geçiyorlar ve benim bilemediğim daha bir çok iyiliği var bu dükkanların. Her biri kendine belirlediği bir amaç için çalışıyor. Kimi kanser hastalarının araştırma giderlerine para sağlıyor, kimisi Afrika’da su kuyusu açtırıyor, kimisi hayvanları korumak için barınaklar yaptırıyor, kimisi kiliselere katkı sağlıyor kimisi yaşlıların bakım sağlıyor. Geçen gün Bosna- Herseklileri koruma derneğini bile gördüm, çok çeşitli anlayacağınız. Hatta iyi bir amacınız varsa siz bile gidip bu dükkanlardan birini açabilirsiniz. Devlet destekliyor. Burada satılan ürünler başlıca kıyafet, kitap, oyuncak, mutfak araç-gereçleri, ayakkabı, vintage tarzı eski ürünler, eski dergiler, plaklar, dvdler, dekoratif ev eşyaları… Bazılarında mobilya bulunuyor, bazılarında da elektrikli ev aletleri bulabilirsiniz ama hepsinde olmuyor çünkü mühendis olması gerekiyor ki aletin işlerliğini test etsin, bozuksa tamir edip size satsın diye. O kadar da hassaslar iş ahlakında. İşin bize az biraz tuhaf geleni buradaki insanlar ikinci el kıyafet, ayakkabı giyenmekten, ikinci el bir yemek takımı alıp kullanmaktan hiç gocunmuyor. Bu tabi kişisel biraz, ama dünya fani insan ne olacak ki diye düşünüyor bazen. Çocuk kitaplarının gıcır gıcır bazısı belki bir kere açıp bakılmış olup ve 1 pound olması harika tabi, normalde ateş pahası İngilizce kitaplar. Kafaya koydum burdan yiğenciklere, eşin dostun çocuklarına bavulla kitap götürmeyi düşünüyorum! Bir de bu dükkanlarda çalışan kişiler çok enteresan ama gönüllü çalışıyorlar. Belki sadece yol harçlığı ve yemek ücreti alıyorlar (Gönüllü de böyle oluyor zaten ya neyse). Bilmem ki Türkiye’de kim bir dükkanda sabahtan akşama dek karın tokluğuna çalışır da mutlu olur ve şikayetlenmez? 

Eğer sıfır eşyaya ihtiyacınız olursa da İkea, HomeDeco gibi büyük mobilyacıların yanı sıra özel tasarım filan da bulabilirsiniz. Küçük ev eşyaları için ise Argos, John Lewis(Boyner’in benzeri, diğerlerine nazaran daha pahalı), Wilko, Matalan, H&M Home, Primark gibi mağazaların gayet güzel ve uygun fiyatlı ürünleri var. 

DSC_0482

Araba burada çok ucuz. Benzin ise Türkiye’den biraz daha ucuz. Toplu ulaşım bir çok yerdeki gibi ortadan pahalıya dönük. Fakat araba o kadar ucuz ki gülersiniz. Geçen bir arkadaşımız 250 pounda 10 senelik bir araba bulmuş, güle güle öldük. Ama 2000 pound kadar sigorta masrafı çıkınca burada uzun süre kalamayacağı için vazgeçti. Sıfır bir Opel (Vauxhall diye geçiyor adı burada) 6,999 du geçen gördüğümde. Ekmeğin 1.5 civarında olduğunu düşünerek alım gücü hesabı yaparsak sıfır bir araba için Türkiye’ye göre süper bir fiyat. Uzun süre kalacaksanız ve benim gibi arabayı seviyorsunuz alın, hatta giderken Türkiye’ye götürün :)

Yiyecek meselesine gelecek olursak Türk mutfağından başka mutfak sevemeyenler için Türkiye’deki hemen her ürünü bulabileceğiniz bir dolu Türk marketi var. Bazı International Market’lerde de Türk ürünleri var. Çokça müslüman olduğu için helal kasaplar var. Süpermarketlerin bazılarında, mesela Asda’da, Helal reyonları var. Güvenip almak size kalmış. Ürünlerdeki bazı detayları bilmeniz iyi olabilir, mesela yumurtayı free range almaya, peynir ve yoğurtların mayasının bitkisel kaynaklı olduğuna, ekmeğin vejeteryan özellikle dikkat etmeye çalışın hassasiyetiniz varsa. Ayrıca hemen her ürünün üzerinde vejeteryan olup olmadığı yazıyor fakat helallik için bunun yeterli olmadığı biliyorsunuzdur, hassasiyet duyduğunuz maddeler içeren ürünleri tüketmemeye çalışmak için uzun bir süreçten geçip marketlerde ayaküstü master yapmanız şart :) Madde madde içerik okuyanlar dünyasına hoş geldiniz! :)

Süpermarket olarak Waitrose var, benim en sevdiğim içine girince yengemi görmüş gibi sevindiğim ailemizin Sainsbury’s var, Tesco var, Aldi, Lidl, Asda daha düşük fiyatlı diyorlar, ama ben öyle düşünmüyorum. Mesela Waitrose hakikaten daha pahalı ama diğerleri arasında ürüne göre değişiyor fiyatları. Bir de bazı günler ya da günün bazı saatleri ürünlerde indirim yapıyorlar, ya da reduced’a düşüyor. Bir de son zamanlarda keşfettiğim sokak manavları var. Avakadoyu, limonu, muzu, mevsim meyveleri buradan alıyorum, hem daha hesaplı oluyor hem de mis gibi kokuyorlar. Marketlerdeki bazı sebze ve meyveler öyle suni geliyor ki organik filan da kesmiyor artık beni. Ne varsa çarşı pazarda var! 

Öte yandan yemek yapmayı pek sevmese de dünya mutfaklarına meraklı değişik şeyler denemeyi seven benim gibi biriyseniz istediğiniz ürünü burada bulmak kolaylığı çok hoşunuza gidecektir. Her şey var hiç merak etmeyin. Bir pirinç çeşidi var ki yetmiş iki milletten herkese yetiyor. Evvelce arayıp da bulamadığım Arborio pirincini bulunca çılgına dönüp ev halkını bir ay Rizotto’yla beslemişim. Buradaki marketler Japon’u da doyuruyor, Hintli’yi de, sizi mi kırcak canım? ;)

Bir de yine meyve yemek gibisi yok evet ama meyve sularının doğallığına bayılıyoruz biz burada. Konsantreden elde edilmediğini üzerinde yazması ve envai çeşit karışımları olması baş döndürücü hakikaten. Kavun, armut ve zencefil diye bir karışım yapıyorlar mesela bayılırsın. Geçen aylarda bir sezonluk orman meyveleri vardı Sainsbury’de bağımlısı olmuştuk. Demem o ki burada meyve suları keyifle tüketile! Yiyecek zaten çok uzun bir konu…

Ben gelmeden önce böyle bir yazı okumayı çok isterdim, hızlıca bilmek işimi kolaylaştırırdı, ama deneyimle öğrenmek de ayrı güzel tabiki, o yüzden bu yazı işinize yararsa sevinirim. Aklımda bu başlık altında bir kaç konu daha var, o yüzden sanırım ikiye ayırmak zorunda kalacağım zira lafı pek uzattım. Bu konuda sorularınız olursa bildiğim kadarıyla yanıtlamaya çalışırım.

Londra’ya hoşgeldiniz! :)

5 thoughts on “Londra’da Yaşam (Konut, Eşya, Ulaşım,Yiyecek)

  1. Londra’da bulunma amacınızı bilmiyorum ama, eğitim ile alakalı, yüksek lisans ile alakalı bilginiz varsa paylaşmanızı bekliyorum

    Like

    1. Merhaba, eğitim için geldik eşimle fakat sonra iş hayatına atıldık. Yüksek lisans için başvuru şartları her üniversitenin kendi sitesinde bölüme göre değişiyor. Fakat tabi ki eğitiminizi nasıl finanse edeceğiniz önemli bir faktör çünkü AB dışındaki ülkeler için çok yüksek okul ücretleri. Birinci yol burs bulmanız, ikinci yol kendiniz ödemeniz dersek, birinci yol için Türkiye’den alabileceğiniz burslar gibi AB’den ve UK’den alabileceğiniz burslar da var. Sanıldığı kadar zor değil ama ciddi emek vermek gerekiyor. Eğitim ise bizim alışageldiğimizden daha farklı, sistemleri daha farklı. Ben de çok içinde değilim, bunlar dışarıdan gözlem olarak söyleyebileceklerim. Dilerim faydalı olmuştur. İyi günler

      Like

  2. Merhaba, blogunuzu çok severek merakla okudum. Biz de esimle beraber yakında Londra ya gideceğiz kısmetse. İlk amacımız dil eğitimi ve ayni zamanda çalışmak daha sonra da çalışmaya devam etmek. AB pasaportumuz var inşallah çalışma konusunda sıkıntı yasamayacagiz. Konaklama kiraları gerçekten çok pahalı ve burada yazdığınız nansen village gerçekten güzel görünüyor fakat ulaşım hergun zor olacak gibi. Bu tarzda merkeze daha yakin yerler var mi acaba, yada evli bir çift için ne onerirsiniz ;)

    Like

    1. Merhaba, ne güzel Londra’ya gelmeniz, dilerim çok seversiniz burayı. Ulaşım konusunda şöyle bir durum var, ya az biraz daha kira ücreti verip birazcık uzun bir yol gidip geleceksiniz ya da daha fazla kira verip daha merkezde oturacaksınız. Ama şunu belirtmek isterim Nansen Village ve onun ölçüsündeki mesafeler hiç de uzak değil şehre, nasıl Türkiye’de işe giderken 45 dk- 1 saat arası mesafe yol gitmek o kadar da anormal bir süre değil. Ayrıca burada buralı insanlar bile şehrin merkezinde oturmaktan imtina ediyor, bence ana hat metroya yakın her yer şehre yakındır. Nansen Village metroya çok yakın ve ulaşım dertli değil. Bir de ulaşım ücretleri de epey yüksek burada. Mecburen bir seçim yapmak gerekiyor. Evde çok kolay bulunmuyor, gelmeden önce gumtree, rightmove, zoopla gibi sitelerden muhakkak bakın, dilerim gönlünüze göre bir yer bulup yerleşirsiniz. Sevgiler.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s