‘Nezaket’ Kültürü

be kind

İngiltere insanı nezaketliği ile bilinir. Özellikle hiç tanımadıkları insanlara karşı son derece saygılı yaklaşırlar, sizden bir şey isterken olabilen en nazik kelimeleri seçerler, durduk yere histerik bağırıp çağırmaları, alım çalım satmaları pek olmaz, en azından ben hep böylesini gördüm, genelde de böyle söylenir. Sizden de iletişim kurarken aynı özeni göstermenizi beklerler. Bir konuda yardım istediğinizde elinden geldiğince en kibar şekilde yardım eder, edemediğinde de özür bile diler. 

Her millette olduğu gibi elbette vardır buraların da kaba sabası, nezaketten nasibini almayanı. Fakat ülkenin genel havasında, kültüründe öne çıkan özellik bu şekilde. İngilizler nazik bir iletişim dili kullanmayı seven bir toplum, göze ilk çarpan tutumları bu yönde oluyor. Bir sürü komplo teorisiyle de destekleyip aksini kanıtlamak isterseniz pekala bunu çok farklı örneklendirmelerle ortaya atabilirsiniz, sonradan gelenlerin bu genel tavrı bozduğunu da iddia edebilirsiniz ama objektif ve genel bir çerçevede baktığınızda evet İngilizler nazik bir iletişime sahiptir denebilir.

Belirtmeye gerek var mı bilemiyorum ama kendi toplumunu aşağılamayı marifet bilen, yabancılarda her ne gördüyse abartarak fanatiği olan ağzı açık ayran budalası olmadığıma sizi temin edebilirim. Lafımı sakınmadan eleştirdiğim yönleri de var ama bu yazının konusu değil. Sadece derdim düşüncemi doğru anlatmak. Malum  milletçe etiketleme merakımız ve akabindeki linç girişimleriyle gümbürtüye gitmemek gerektiğini öğrenecek kadar yaşadım Türkiye’de.

Eskileri karıştırmak haddim değil, hepimiz birleşsek ellerine su dökemeyiz ama günümüz dünyasında, günümüz gençleri ve orta yaşlıları ve dahi çocukları açısından bakarsak merak ettiğim bir konu var: ‘Bizim güncel kültürümüzde nezaket günlük hayatta nasıl bir yerdedir?’ Sorusunun cevabını size bırakıyorum fakat evvela İngilitere’deyken başımdan bir kaç kere geçen, Türkiye’deyken zilyon kere benzerlerini yaşadığım bir olayı paylaşmak niyetindeyim. 

Çok çeşitli milletten insanların olduğu bir ortamdayım, hemen hemen herkesin birbirini ilk defa gördüğü bir etkinlik. Bir kaç kişi Türkiye’den gelmiş, okumuş görmüş kıymetli insanlar var. Topluluk birbirini ilk defa tanıdığı için herkes doğal olarak iyi bir iletişim kurma peşinde, insanlar birbirlerine nazik davranıyor, olumsuz olmaktan kaçınıyor. Sonra bir an yabancılardan biri elinde olmadan bir hata yapıyor, ama kimseye karşı kırıcı olabilecek bir şey değil, son derece basit, elinden bir şeyin düşmesi gibi herkesin yapabileceği türden anormal olmayan bir durum. Bu olayı gören herkes aldırma, önemli değil gibi tesellilerle o kişinin hatasını küçültüp kendini kötü hissetmesinden kurtarmaya çalışıyor, nazik insanların yapması gerektiği gibi. Fakat Türk arkadaşlardan biri diğer arkadaşlarının yanına sokulup ‘gerizekalı olduğu tipinden belli’ gibi bir şey dedi, diğerleri de kahkahayla katıldı. Duyduğuma inanamadım ilkin, yanlış duyduğumu düşündüm ama diğerlerinin katıldığını görünce irkildim, suratım bembeyaz kesilmiş olmalı. Kişinin nasıl bu kadar rahatça bir insan hakkında yorum yapabildiği, dahası hakaret edebildiği bir yana bu yaptığı ayıbın bir kaç kişi tarafından da karşılık bulması durumun vahametini anlatıyordu bile. İlk defa tanıdığı insana bile bu kadar rahat saygısızlık edebiliyordu. Hadi o insan dilimizi bilmediği için anlamadı, bilseydi utanacak mıydı arkadaşımız? İllaki anlaması ve tepki vermesi mi gerekiyor bizim hadsizliğimizin boyutlarını anlamamız için. Bu kadar da olmamalıydı. Hemen uzaklaştım o gruptan, hiç hoşlanmadığım bu tavırlara bir saniye bile tahammül edemedim. Burada ülkemizden insanların bunu yaptığını bir kaç kere gördüm de canıma tak dedi diye yazıyorum. Türkiye’de iken kim bilir kaç kere yaşamışımdır. Lisede, üniversitede üstün olma çabasından hep bi aşağılama, bir hor görme, ağızdan kolayca çıkan hakaret, fiziksel özelliklerle dalga geçme… bir kere düşünmeye kalkınca sahne sahne gelir gözümün önüne. Etikete pek bir itibar eden insanımızın handikapıdır az biraz belini doğrultunca kendinden aşağıda(!) olarak gördükleri hakkında yorum yapmak. Memuriyette iyi bir yere gelmiş akrabalardan biri, bir başka akrabamızın oturduğu semt hakkında ‘gecekondu dimi orası’ diyerek o kişiyi nasıl incittiğini hiç unutamam mesela. Keşke konuşmasak bazen, hem zaten susmak ne de yakışıyor insana.

Bunlar ufak tefek kişisel örnekler gibi durabilir ama yok hiç sanmıyorum. Bu bence yavaş yavaş güzel kültürümüzden kopuşun oluşturduğu çatlaklardan sızanlar. Sağ duyumuzu, benliğimizin gerisinde bırakışımız. Doğup büyüdüğü kültürün dışına çıkınca başka bir yerden sorgulama, başka kültürleri kendi kültürüyle kıyaslama imkanı buluyor insan. Şimdi siz bana söyleyin nezaket günlük hayatımızın neresinde? Hayır hayır önemli birinin yanında takındığımız sahte halden bahsetmiyorum, bilakis kendi kendimize, en doğal hallerimizle ne kadar nezaket sahibiyiz? Ne zaman hatırlayacağız o kadim kültürü?

Üniversitede bir hocam demişti incelerden ince bir söz: ‘Gerçek nezaket sahibi insan yalnızken bile esnerken ağzını kapatan insandır.’ ah keşke hocam keşke…

Bu şarkı da yazarken dinliyordum, öyle paylaşayım dedim işte…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s