Yazmamalı mı?

Yazı yazmama engel olan bir ben var benden içeru. Bir kere çok keyfinin kahyası bu içimden gelmesi olayı. Oturup yazmam için hem çok heyecanlı olmam gerekiyor hem de kendimce tam doğru kelimeleri bulmam, aksi takdirde beğenemediğimden yayınlayamayacağım bir şey çıkıyor ortaya ve öyle çiğ öyle zorlama duruyor ki sevemiyorum. Hatta bu zorlama yazılardan öyle tiksiniyorum ki yıllarca taslaklarımda beklediği oluyor. Dosyalarım böyle yazılarla dolu, başlanmış ama istendiği gibi akmadığı için ve başta kendim samimi bulmadığım için yarım bırakılmış yazılarla.
Kendimin en ağır eleştirmeniyim zaten, mükemmelliyetliyetçilik değil belki öyle biri değilim çünkü ama içime sinmesi öyle yüksek bir kriter ki bu kriteri aşıp da paylaşılmaya hak kazanmış yazı ödüllük burada. Hatta bazılarının peşini hala bırakmadı aklım, hala yanlış bir şeyler var orada. Bu yüzden bazen sırf yeni keşfettiklerimi paylaşayım gitsin istiyorum, hiç yorum yapmıyayım, hani en azından paylaşma, belki bi nebze faydalı olma tutkumu doyurayım, ama o da ayrı bir olmamışlık gözümde.
İsimlerle sorunum var bir de. Diyorum ya kendime yazdırmamak için herşeyi yapıyorum. Her başlığım gözümü tırmalıyor. Blog ismim oturmadı zaten kafamda bir türlü. Cok Bilmiş çok severek inanarak koyduğum bir isimdi ama yıllar geçtikçe kendime göre pek iddialı geldi. Şimdiki isim de ne bileyim işte öyle orjinallik yaratma çabasında bi tuhaf geliyor. Bir kere İngilizce, İngilizce yazmıyorum ki niye yani İngilizce olsun? Çok basit çünkü başka bir şey bulamadım. Zaten sosyal medyadaki kullandığım isimlerle
de boğuşuyorum, bir türlü kendimi yansıtmadığını düşünüyorum. İsim kimlik gibi bu çünkü, ben önemsiyorum. Evin içi değil belki ama penceresi. Duyduğunda ilk fikir vereni bir blogun, davet edeni. Sırf bu isim meselesini kafamda çözemediğimden blogun isim sahipliğini de alamıyorum. Yerleşicem yerleşemiyorum, emanet gibi yayın yapıp kaçıyorum. Sanki yoldan geldim de ellerimde bavullar bekliyorum, öyle bir benimseyememe yadırgama. İsim sahipliği olmayınca bir takım önemsediğim yayınlama özelliklerini de kullanamıyorum, iyice tadım kaçıyor. 
İşte tüm bunlar birleşiyor içimde ve bütün aşkımı şevkimi eritiyor, daha bir araya gelemeden dağılıyor cümlelerim. Belki de yazmamalıyımdır diye düşünüyorum böyle olunca. Belki de yılda bir post yayınlamalıyım şöyle yazanı da okuyanı da doyuran. Belki de bu taraklarda bezim yoktur benim ne biliyim. Belki kurgusala yönelmeli sevdiğim ve başka mecralarda yaptığım gibi masallar uydurmalıyım boyuna, günlük hayatı paylaşmayı bırakmalıyım. Belki toptan vazgeçmeli bu böyle hoş bir anıydı be yavrularım diyip torunlara anlatmalık bir mazi olarak kalmalı.
Şunu biliyorum: herkes yazmamalı. Belki de ben bunun öteki tarafındayımdır.
He bir ara hatırlatın da insan kendine nasıl çelme takar onu da yazayım. Ya da hatırlatın yazmayayayım :))
Hayırlısı be. Herşeyin içten gelmelisi ve hayırlı olanı.

image

image

image

image

Bunlar da işte öyle suluboya denemelerim. Hani paylaşırım demiştim ya. İşte onlar. Telefondan olduğundan çok iyi değil kalitesi, kusura kalmayın.

Haydi, sabahlarınız hayrola.

2 thoughts on “Yazmamalı mı?

    1. Ama sizin yazmayla sıkıntınız yok, yani çok güzel yazıyorsunuz, üslubunuz, anlatışınız çok keyifli, belki zaman zaman nedene yazmalı onu düşünüyorsunuzdur, ama ben hakikaten yazarken zorlanıyorum, fazlaca kafa yoruyorum. Belki de aşılması gereken yollardır bunlar da…
      Robinler hep olsun neşemiz onlar bizim :) Sevgiler.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s