Sade Yaşam

20140917_151720

Türkiye’deki evim 120 m2, 4 odalı kocaman bir salonlu devasa bir evdi. İki kişi için fazla büyüktü. Büyük olsun diye bir isteğim olmamıştı, öyle denk gelmişti, tek isteğim ışık almasıydı, diğer hiçbir şey fark etmezdi. Evlenirken niyetim her ne alıyorsam asla değiştirmemekti. Ömürlük olsun istiyordum. Koltuk takımını, perdeleri, hiç bir şeyi değiştirmemek üzere kendime söz vermiştim. Zira öyle sık değiştirmeli bir kültürden de gelmiyordum, annem kırılıp dökülmedikçe hiçbiri eşyasını yenilememişti. Durduk yere yesyeni bir şey almaya israf gözüyle bakılır,  bir şey tamir edilecekse edilir, gerekirse idare de edilir, en son başka çare kalmazsa -o da epey bir idare edildikten sonra- alınırdı. Değiştirmek aklımdan bile geçmemişti. Zaten hemen her şeyden memnundum. Ferahlığı hiç bir şeye değişmeyecek olmamdan ötürü çok eşya da almamıştım. Ama kısa zamanda da olsa değişen zevkler, gerçekten ihtiyacın olup olmadığını yeterince düşünmeden alınan yeniler, ‘eskileri birine veririm’lerle hatrı sayılır bir mutfak takımı koleksiyonuna ulaştım. Züccaciye imtihanım olmuştu. Son aylarda eşyalar gözümde büyüyor da büyüyor, aklımda habire verilecek eşya tasnifi yapıyordum. Kendimi koruduğumu sandığım tuzağın tam da içine düşmüştüm. Ev kurmakta zorlandığı için evlenemeyen insanlar aklıma geliyor, gittikçe huzursuzlanıyordum.

 

IMG_20140608_094026

İki ay önce Londra’ya taşınınca evler ve kiralarla ilgili küçük bir şokun ve emlak emlak gezmenin ardından 20 metrakare bir göz oda bulduk. Mutfak, wc ve banyo hepsi içinde, yatak odanın yarısını kaplıyor, misafir ağırlıcak pek bir yer bırakmıyor. İki kocaman penceresinden Londra’da bir ev ne kadar güneş alırsa o kadar güneş alıyor. :) Koltuk yok! :) Çünkü sığmıyor :) İki sandalye var bir masa. Mutfak eşyalarına gelince, üç beş tabak, iki tencere, bir french press bir çaydanlık. İki kişilik çatal, kaşık, bıçak. Misafir gelicek olursa daha da alıcam tabi ama bu azlık, bu sadelik aman Allahım öyle rahat ki! Ev, eşya hiç zaman almıyor, 10dkda temizleniyor. Burada geçiçi olduğumuzu düşündüğümüzden hiç yatırım yapmıyoruz, idare ediyoruz sadece, işte bu bana bu dünyadaki konumumuzu, geçiciliğimizi hatırlatıyor. İşte dünyada da bu kadar kalacağız belki. Gerek yok ki fazlasına. Aslolan neye sahip olduğun değil işte! Sahip olduklarınla neler yapabildiğin. Bunu tam anlamıyla yaşıyorum. Biraz da sınanıyorum biliyorum. Ama tuhaf bir zevk duyuyorum çokluktan azlığa geçince. İstediklerini alabilecek gücün ve imkanın olduğu halde almayabileceğini de görmek tarifsiz bir hafiflik hissi veriyor. Oh be diyorum, yaşasın sade hayat! Yaşasın azların çok olduğu, çokların içinde kendini kaybetmediğin, herşeyin kıymetini bildiğin basit hayat! Yaşasın geçiçilik hissi ve kök salmaktan çekinerek, göçebe yaşam üzerine düzen kurma, eşyadan bağımsızlaşma, sahip oldukça değil olmadıkça mutlu olma! 

2 thoughts on “Sade Yaşam

  1. Ahh benimle hemen hemen benzer şeyleri yaşayan birisi . İki çok farklı ülkede hem de. Evimiz 47 m2 3 oda var bakilinca ama ne kadar minik oldugu anlasiliyor. ;) sade hayat, mukemmel olmayan biz insanoglu icin ne ideal bir seymis aslinda. Sevgiler

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s