Başkaları tarafından (ç)alınacağına çok sevineceğim projelerim

letterpress-project-1-M
Foto by #

Başkaları tarafından çalınacağına demiyelim de alınacağına, uygulanacağına çok sevineceğim projelerim var. Olur da çalınır pardon alınır diye şuracığa yazayım dedim. Zira ölümlü dünya paylaşayım da gözüm arkada gitmesin. Ya da ölmesem bile benden önce birilerinin bunları yapması hem büyük bir yükten kurtarır beni, hem de çok mutlu eder. Nolur okuyan eden olursa ‘Aa iyi fikir, dur ben yapayım şunu’ derse rica ediyorum hiç çekinmesin, şu Partly Cloudy Day’de yaşayan kıza ayıp olur mu acaba demesin, fikir patenti filan düşünmesin yapsın efenim. Helali hoş olsun, torunları nasiplensin, dünyada da hayırlı bir takım işler artsın derim, sevinirim. :)

Gelelim fikirlere:

1. Toplu taşıma araçlarındaki koltukların değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden buralara insanları rahatlatacak, eğlendirecek ve aynı zamanda eğitecek panolar yerleştirilmesi. Herkes mizah sanatının nimetlerinden yeterince faydalanamıyor, neden buralara insanları güldüren aynı zamanda düşündüren karikatür, fıkra, resim, beyin cimnastiği yaptıracak üç boyutlu resimler, aradaki 19 farklı bulun gibi eğlenceli oyunlar yapılmasın ki. Bence insanlar çok eğlenir, stres atar, sabah treninde bitiremedikleri oyunu akşam iş dönüşü çözerler. Ya da farklı koltuklara yazılmış sık sık güncellenen puzzlevari bir hikaye olabilir. Hem eğlensin hem öğrensin efenim insanlar…

2. Evlilik-Anne-Baba okulu. Biliyorum pek orjinal bir fikir değil, bir çok uzman tarafından dile getirildi ve bildiğim kadarıyla Türkiye’de bazı belediyeler tarafından uygulanıyor bile. Fakat benim derdim bu okulun evlilik imzasını atmadan önce ya da evlendikten sonra belirli bir süre içinde tamamlanması koşuluya zorunla hale getirilmesi. Zorunlu kelimesi çok itici farkınadayım ama içerik çok iyi hazırlanıp, ilgi çekici hale getirilip, insanlar bu çalışmanın gerekliliğine ikna edilirse zorunlu kelimesi çok geride kalabilir. Çünkü hepimizin malumu ki evlilik evrenin işleyişinin en kritik noktalarından biri ve çocuk yetiştirmek dünyanın en özen isteyen işi. Belli dayatmalar ya da sınırlı müfredat içeren bir eğitim değil de, sadece farkındalık oluşturmak ve duyarlılığı geliştirmek amaçlı bir içerik olmalı. Yani mesela sen eşine şu durumda şunu dersen o da şunu der gibi problemleri nasıl daha güzel çözülebileceğine dair yollar gösterilmeli. Hep daha olumlu nasıl olunur odaklı olmalı. Ders havasında değil, tiyatro ve drama yaptırılarak, belirli filmler, kitaplar ödev verilerek, sevimli oyunlar çiftlere oynatılarak  katılanların hiç bitirmek istemeyeceği bir kurs olmalı. Tamamen ücretsiz olmalı. İsteğe bağlı ve cüzi bir ücretle de yemek dersleri, müzikli mutluluk dersleri, doğa sevgisi eğitimi, medyayı bilinçli kullanma dersleri felan filan da olabilir. Eğitmenler profesyonel olmalı ve bu sistem ülkenin her yerinde olmalı. Bilinçli ve kültürel kalkınmayı düşündükçe heyecanlanıyorum :)

6613709981_aa6c6c941c_z
Picture by ##

3. Hepimizin az çok bildiği üzere dolmuş şöförleri çok yoğun stres altında çalışan insanlar. Günde ekmek parası uğruna onlarca insanla uğraşıp, afra tafra çekip yorgun argın sırtları tutulmuş enerjileri tükenmiş halde ve pek de olumlu olamayan bir ruh haliyle evlerine dönüyorlar ve büyük şehirlerde rahatlamaya büyük ihtiyaç duyuyorlar. Onlara da bir güzellik yapsa sevgili belediyelerimiz, haftada bir yine zorunlu ama pek sevimli organizasyonlar düzenleseler. Bir film izleme, doğayla rahatlama adına bir yerlere gitme, bir akşam çayı ve hoş sohbet ortamları oluşturulsa nasıl olur? Arada bir takım seminerlere katılma olsa, bu seminerlerde sıkıntılı insanlar karşısında kendini rahatlatma, trafikte güzel insan olmanın önemi, efendime söyliyim  insanlarla daha rahat iletişim kurma gibi konular işlense. Ayın dolmuş şöförü seçilse mesela, fiyakalı bir ödül konulsa, onore edilse insanlar işlerini daha iyi yapabilsinler diye. Bu insanların üzerindeki stresi almak lazım, duyarlılıklarını arttırmak, ne kadar faydalı bir işte çalıştıklarını hatırlatmak, güzel hissettirmek, güzelleştirmek lazım. Neden olmasın?

4. Öğrenciler için ‘Ne biliyorsan anlat klubü’. Öğrenci milleti hem lisede hem de üniversitede kendi kendini ve birbirini geliştiren bir sistem kurmalı. Hatırlıyorum kendi öğrenciliğimden, anlamadığım bir meseleyi arkadaşım anlattığında anlıyor ve daha da iyisi kendim bir konuyu başkasına anlatınca çok iyi pekiştiriyordum. Mesela biri başkasına öğretmek üzere en iyi bildiği bir konuyu veya başkasından öğrenmek üzere anlayamadığı bir konuyu klüpte duyurup yardım edip, yardım alabilir. Ne özel derse, ne dersaneye gerek duymayacak denli sistemleşip ortak bir başarı sağlayabilirler, bir denesinler bence.

ab4924113577cf3a09a9b3b18f107136
By ###

5. İkinci el bebek eşyaları dükkanları. Herkes bilir ki bebek eşyası olması gerektiğinden daha pahalıdır, hiç bir zaman eskimez, ve yeterince kullanılmadan da küçülüverir. Aldığına değmemiş gibi hisseder anne-baba. Bizim oralarda ortalama bir evde bir bebek oldu mu genelde hediye olarak eşya yağar, anneciği daha bir kere giydirmiştir ki bebecik büyüyüverir kıyafet küçülüverir. Ya sonraki çocuğuna saklar, verirse aileden birine verir veremezse de öyle kalır. Öte yandan çocuğunu doğru dürüst giydiremeyen, bebek arabası gibi çok elzem bir eşyayı alamayan, sıkıntı çeken o kadar çok insan var ki, neden paylaşmıyoruz? Sorun sadece maddi olarak gücün yetmemesi de değil. Çok az kullanacağın bir ürüne dünyanın parasını akıtmak istemeyebilir insan. Yok mu bunun daha az tüketim içeren yolu diyebilir. Ben diyorum şahsen. Pek çok kadın bunu düşünmüştür eminim ama bence bunu sistemleştirmeliyiz. Belli kurumlar kurup bebek eşyasını ürüne göre depozitolandırarak bir ikinci el sektörü kurmalı, hem tüketim çılgınlığını azaltmalı, hem de ihtiyaç sahiplerine faydalı olmalıyız. Gelip 1 eşyasını bağışlayana 2 tl verirken, bir başkasına 1tl depozitolandırılıp basit bir sistemle eşya giriş çıkışı sağlanabilir. Ya da daha iyi başka basit bir sistem de kurulabilir ama biz kadınlar bu işe bir el atmalıyız bence. Nolur yapsın biri şunu, kurtulalım şu tüketimcilikten.

Şimdilik bunlar çıksın bir aklımdan, daha unuttuğum hatırlanacaklarım var, gelince yazarım, bu seri devam eder böyle ;)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s