Ya Hayır Konuş Ya Sus!

Küçükçekmece Gölü
İstanbul

Bir insanın her ortamda ve her konuda şaka yapabileceğini sanması zavallılıklardan bir zavallılık sadece. Edebi aşan söz ve lakayt tavır çok itici geliyor bana. İstediğim gibi davranır, istediğim şakayı yapar dalgamı geçerim havaları ‘rahat’ kişiye göre pek havalı ama bence nezaketten nasibini alamamaktan başka bir şey değil. Yerli yersiz her yerde yapılan şaka, dozunu kaçıran kahkaha ve gülme karşımdaki insanın yerine beni geçiriyor yerin dibine. Ağzımı açıp da bir şey de diyemediğimden bir iç sıkıntısıyla sabrediyorum ama olacak gibi değil. Hiç hoş karşılamadığım tavrını da belli etmeyeyim diye kaçıp gidesim geliyor. Ama öyle her yerden de kaçılmıyor işte. Mecbur sabrediyorsun renkten renge girerek. Bu fütursuzluk karşısında utanıyor, şaşırıyor, şaşırdığımı saklayamıyor, hafiften belli ediyor ama belli ettiğim için de ayrıca kendimi yiyorum. Zira birini uyarmak, uygun kelimeler ve rahatsız edici olmayan bir ses tonuyla dahi olsa kendime yakıştırdığım bir şey değil. Zaten becerebildiğim bir şey de değil. Bilakis, beceremediğimi de her halimle belli ediyorum. Velhasıl çok sıkılıyorum böyle durumlarla karşılaştığımda. Sırf bu yüzden mümkün olduğunca az temas etmeyi tercih ediyorum bu tip insanlara. Ama mecburen bir grubun içinde olmanın gerektiği durum da çok oluyor tabi insan hayatında. Üzülüyorum işte ne diyeyim. Diyorum ki keşke böyle yapmasa. Şaka yaptığını, havalı göründüğünü düşünerek kendini utandıracak bir hale sokmasa.

Bunu eleştirirken içten ayarlı bir mekanizma devreye giriyor ve kendime sormadan edemiyorum: Sen de bu eleştirdiğini yapıyor olamaz mısın? Hep şuna inanan bir yanım var: Hayatta  karşılaştıkların senin aynandır. Bu hep böyle değil evet kabul ediyorum ama demek istediğim başka insanlarda gördüğün, beğenmediğin, kınadığın bir çok şey kendi ruhunun kıyısında köşesinde vardır. Sende vardır ki karşılaşırsın. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına hesabı. Karşındakinin kusurunu görene kadar dön de bir kendine bak, önce bir kendini eleştir, ne kadar muafsın eleştirdiklerinden. Başarılı olduğumu söyleyemem ama hep bir dürterim kendimi bu eleştirdiğim şeyi ben yapıyor muyum acaba diye. Ve çoğu zaman er ya da geç eleştirdiğim şeyi kendimin de yaptığını görürüm. Orda anlarım kainattaki kutsal döngüyü işte. Sonra yine unutur, eleştirir, kızar, sonra yine aynısını görürüm kendimde, bu da böyle gider…

İşte laf ola beri gele, ‘ Ya Hayır Konuş Ya Sus!’ ne hayırlı ne terbiye edici bir laftır. Kalplerimizin terbiyeye hiç kapanmaması ve kınadıklarımızı yaşamamamız, ve hep daha çok affedici olmak dileğiyle.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s