Interrail 2: İtalya (Roma, Floransa, Pisa)

Merhabaaa!

İnterrail ikinci yazısını sonunda hazırlayabildim. Bu yazıda size İtalya’daki gezimizi ve bu gezinin benim için özel olan yönlerini paylaşacağım. İtalya deyince akla makarna, pizza, peynir, vespa, Collesium, Pisa kulesi gelebilir. Fakat benim için İtalya bambaşka keşiflerin mekanı oldu. İlginç lezzetlerle tanıştığım, sanatın mimaride bu kadar ön planda tutulduğuna şahit olduğum ve hep bir film karesinde yaşadığım hissi yaşattığı için hep özel bir yeri olacak.

Çok yoğun bir gezi programımız olmasına rağmen çoğu yeri görmeye yetti. Ayrıca rehberim olan eşimin önceden bir süre İtalya’da yaşamış olması, en görülesi yerlere gitme ve en güzel lezzetleri tatma anlamında büyük bir avantajdı. Bu geziyi bir keşif gezisi olarak kabul ettiğimden bir dahaki sefere olursa inşallah nokta atışı yapıp, ikinci kez görmeliyim dediğim yerlere zaman ayırıcam.

Roma

Fontana di Trevi
 Trevi Çeşmesi, ama ne hikmetse biz Türkler buraya Aşk Çeşmesi diyoruz. Vikipedia Tr’de bile böyle, ama neden böyle denildiğine dair bir kaynak yok. Uydurukçadan 
seçmeler işte… :)
Roma dondurması

Nerede iyisini, güzelini yiyelim derseniz, kesinlikle Trevi Çeşmesi’nin karşısındaki sokakta, sahibi Arnavut olan bu dükkandan almanızı tavsiye ederim. Eşim kendilerini önceden tanıdığından özel muamele gördüğümüz ve normal fiyatına duble yediğimiz için değil hakkaten güzel olduğu için tavsiye ediyorum :) Giovanni Fassi ve Giolitti de ünlü dondurmacılarından Roma’nın. Yalnız hassasiyeti olanlar için dikkat, alkol içerebiliyor bazı çeşitler.

Efenim, meşhuuur Roma dondurmasının özelliği bol çeşit olması. Çok buzumsu olduğu için çabuk eriyor aslında. O yüzden Maraş dondurmasıyla filan kıyaslayıp her ikisine de yazık etmeyin, tadını çıkarın yeter :)

İspanyol merdivenleri. Kuzum what makes it so popular? (nedir bu kadar popüler olmasına sebep?) derseniz, size söyleyebileceğim tek şey bizde olmayan körolmayasıca: Turizim Marketting!

Sokak arası hoşluklar

Tiber Nehri (Tevere)
Fiat 500 şirinliğini tartışmıyorum bile :) Bir tane kapıp gelmediğime pişmanım…

Pek bir moda bu bileklikler, Türkiye’de patlamadı hayret!

Best couple ever: Cappuchino + Croissant :)

Roma’da ya da İtalya’nın herhangi bir yerinde bence mutlaka yapılması gereken şeylerden biri, bir sabah kapuçino ve kruvansan ikilisiyle kahvaltı yapmaktır. Yapılması gereken diyorum çünki bu Türkiye’ye gelip simit çay ikilisiyle kahvaltı yapmadan gitmenize benzer :)

İşte karşınızda Geppetto Usta! :) Roma’ya gelip de buraya uğramayan yok gibi. Kendisi oymacılık ve kuklacılıkla uğraşan muhterem bir ihtiyar. Burnunun kırmızılığı onu görür görmez Geppetto Usta’ya benzetmeme yetti! Fotoğraf çekilmeyi de pek seviyor ;)

Benzemiyor mu ya? :))

Vatikan göründü.
Vatikan’ı bekleyen İsviçre askerleri. Neden İsviçre askerleri derseniz, tarih boyunca Vatikan’la savaşmamış tek devlet olduklarından Vatikan’ı koruma görevi onlara verilmiş.

Benim gibi İtalyan makarnası hastasıysanız bu soslardan almadan dönmeyin, ben Aglio- Olio ve Arabiata aldım ve özellikle Penne Arabiatayı tutturma sebebimdir :)

Oyuncakçı görünce illaki takılırım

 Şayet siz de benim gibi bir defterseverseniz, Roma’dan ayrılmadan uğramanızı önerdiğim bir başka yer de Roma Termini tren istasyonundaki Borri Books isimli kitapçı. Bizim D&R tarzı bir yer, ilginç yemek kitapları ve harika defterler alabilirsiniz. Bunlar benim payıma düşenler :)

Floransa (Firenze)


Toscana’nın kalbi Floransa bence İtalya’nın en asil şehirlerinden biri. Başınızı çevirdiğiniz her yerde itinayla yüzyıllardır korunmuş eserler hayranlık uyandırıyor. Tam anlamıyla bir sanat kenti Floransa. İçinden nehir geçmesi benim gözümde burayı daha romantik ve çekici yapıyor. Bir de burada bir sokak benim için tüm sokaklardan daha yürünülesi, daha seyredilesi. Yıllar önce bir gün içinde yürüyeceğimi bilmeden hayal kurup yıllar sonra sevdiğimle o hayali yaşadığım sokak. Arno Nehri’nin kenarında, içinde terkedilmiş bir bisikletin sokağın keyfini sürdüğü bir ara sokak…

Ponte Vecchio

Trafiğe kapalı şehir merkezi ve arnavut kaldırımlı sokaklarıyla gezmeye doyamadığım bir şehir. Bir gün kaldık ama bir gün asla yetmez Floransa’yı hissetmeye. Ponte Vecchio’a doğru yürürken bir film setine rast gelmiştik. O kadar doğal, sakin bir setti ki yanımızdan öylece geçip gittiler. Ponte Vecchio Floransa’nın resimlerinde gördüğümüz ünlü kapalı köprü. Köprünün üzeri başlı başına bir mahalle. En çok burada yürümeyi sevdim.

Aklıma Jeux de Fants’ı getiren, bizim için son derece anlamlı bir sahne…


Bir de ünlü sokak ressamlarının yere çizdiği Mona Lisa’yı. Böyle de bir kültür var işte

Yapıştığım vitrinlerden biri, tasarımların güzelliğine bakar mısınız…

Breakfast at Tiffany temalı vitrin, tam benlik :)

Michalengelo Tepesi’nden gece Floransa

Pisa

Pisa Kulesinden başka hiç bir nanenin olmadığı küçük bir şehir Pisa. Sadece ve sadece Pisa Kulesini görmek için gitmenizi tavsiye etmem, ama yok ben illa ki gidicem, Pisa kulesi yıkılıyorken tutuyormuş gibi yapan o ünlü pozu vericem diyorsanız sizi tutan yok! Bol güneşler :)

P.S: Venedik ve Milano yazıları yolda ;)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s