Chios (Sakız Adası)

Her şey bir hayaldi, sonra birden bu hayali yaşarken buldum kendimi. Eşim tatile çıkmamıza az bir süre kala hazırlan dedi gidiyoruz. Nasıldı, nerelereydi, ne alsak yanımıza derken kendimizi TCDD tren garında İnterrail Global Pass alırken bulduk. İzmir’den helalleşip sarılıp ayrıldık Çeşme’ye oradan Yunanistan’a geçeceğiz. İlk vapur Chios nam-ı diğer Sakız Adasına. Geç saatte vardığımızdan mecburen ertesi sabahki cruise kaldık. Geceyi geçirmek için hem fiyatı uygun hem de sevimli bir yer ararken turizm ofiste çalışan Margarita’nın tavsiyesi üzerine Chios Rooms’da kaldık. Don ve eşi Diena’nın işlettiği iskelenin ta öteki yakasında, sabah dalga seslerinin uyandırdığı şirin mi şirin bir pansiyon burası. Odaların çok yüksek tavanlı olması önceki çağlarda burada devlerin yaşadığı hissine kapılmamıza sebep olsa da  ferahlığı ve sade dekoru insanı pozitif bir hisle donatıyor.

Chios Rooms

Sabah kahvaltısı annemin yaptığı tahinli tatlı çörekler ve Don’un cömertliğinin bir parçası olan espresso ile geçti. Kahvaltıya, çoğunlukla Selanik’te oturan tatil için Chios’a gelmiş olan Jorge ve kuzeni Lizzy de tatlı sohbetleriyle katıldı. Mutfak her minik objenin bir yaşanmışlığı taşıdığını gösteren ince detaylarla döşenmiş, yetmemiş bir de çiçeklerle dolu bir balkonu oluşturulmuş.. burada kahvaltı bir başka zamana yayılmalı yorumunu yapıyoruz Don’a. Ne zaman dilerseniz, eğer çılgın bir tatil için buralardan kaçmadıysam kahvaltı sizin diyor göz kırparak..

Mutfak Balkonu

Çok güzel bir sabahta kocaman bir cruisele açılırken masmavi denize, Sakız Adası el salladı bize. Uzun uzun baktıktan sonra ardımızda bıraktıklarımıza, ne çeşit bir taşıtın içinde olduğumuzu keşfe koyulduk. Bizim için – kanımca milletçe- büyük gemilerde seyahat etmek ilginç ve alışılmadık bir deneyim tabi. Dört başı mahmur denizler içinde güzel ülkemizde maalesef deniz taşımacılığı olması gerektiği kadar gelişmediği için bize oldukça olağandışı geldi bu yolculuk. Geminin içinde yürüyen merdiven, restoran, alışveriş merkezi bilem var ya ohannesburger diyorsun yani :) O kadar büyük yüzen otelin içinde ne yapıcağımızı da şaşırdık. Önce yolculuk boyunca bitirmeyi planladığımız kitaplarımıza başladık , sonra öğlen güneşinin olanca gücünü kullanarak üzerimizde kurduğu hakimiyetle dalga geçip denizden kaçarcasına zıplayan sıçrak damlaların serinliği altında şekerleme yaptık, olmadı bir şeyler yedik, kalktık güvertede denizin üzerinde zıplıyormuş izlenimi veren deli saçması fotoğraflar çekildik filan epey bir yadırgadık yani anlıycağınız.

Yunanistan’ın büyük adaları Mykonos’un yanından geçip Atina’ya vardık. Koşuşturmalı bir tren trafiğinden sonra Patras’a gidebildik. İtalya’ya ilk cruise ertesi gün saat 17.00’da olduğu için bir gece Patras’ta kaldık.

İtalya’ya geçiyoruz…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s