Norveç ( Norway), Volume 2

Merhabalar,

Fırsat bulmuşken Norveç dosyasını kapatalım istedim. Zira anlatacak çok şey var ama böyle güzellikler anlatmakla bitmiyor tabii :)

Norway


Bu bölümde sizlere:
Geceyarısı güneşi (Midnight sun),
Norveç’te Somon,
Nobel Barış Merkezi,
Fyrodlar, 

Teleferikle Holmenkollen Atlama Tepesi,
Troll Efsanesi gibi konulardan bahsedeceğim.

Geceyarısı güneşi:

Midnight Sun kartpostalım…

Benim için Norveç’te en etkileyici coğrafik olaylardan biri gece yarısı güneşi. “Gece yarısı güneşi” batmayan güneş anlamında kullanılıyor. Hani ilkokulda hepimiz duymuşuzdur ya, meridyenler arası mesafe kısaldıkça, yani kuzeye gittikçe, şayet kuzey yarım kürede yaz ise, güneşin batma süresi kısalır, hani altı ay gündüz altı ay gece derler ya heh işte o muhabbet. O kadar olmuyor da mesela Oslo civarında 20 saat gündüz 4 saat gece oluyor. Kuzeye gittikçe bu süre daha da uzuyor. Norveç’in en kuzey bölgelerinde günlerce güneş batmayabiliyor mesela. Peki bu hayatı nasıl etkiliyor? Hemen hemen hiç bir şey değişmiyor, sabah 8 akşam 5 çalışan birisi işine  yine aynı saatinde gidip geliyor, bizim gibi ortalama 7 saat uyuyorlar, çok bir farklılık yok yani. Ama komik durumlar da yaşanmıyor değilmiş. Mesela bizi misafir eden Türk arkadaşımızın annesi yaşadığı bir olayı anlattı, Norveç ‘e ilk taşındıkları sıralarda bir gün işten gelip uyumuş, uyanıp hemen iş yerine gitmiş, bir bakmış ki kimse yok, sabah oldu sanıp akşam işe gitmiş, o kadar uzun uyumamış aslında ama o mevsimde 3-4 saat hava aydınlık olduğu için uyuduğunda da uyandığında da gece olduğundan şaşırmış. Norveçliler de kimi zaman karıştırırmış böyle :) Çok değişik geliyor kulağa. Düşünsenize gece saat 3 filan ama güneş hala öyle duruyor ufukta, batar gibi yapıyor ama batmıyor, şakacı :)
Ramazanda da en yakın yere göre oruç zamanlarını belirliyorlar, teravihi kılar kılmaz sahura oturuyoruz diyorlar, 3 saat filanmış oruçsuz oldukları zaman, bu da pek ilginç geldi bana. Zor olmalı, Allah kolaylık versin.

Process


Norveç’in kuzeyine gittikçe daha da uzuyor bu durum. Biz gittiğimiz zaman aylardan Mart, yani mevsim dönümü olduğu için aynı Türkiye’deki gibiydi. Ama bir kışın ya da yazın gitseniz bu durumu bizzat deneyimleyebilirsiniz… 

Stays in the sky for 24 hours..



Somon:

Kafe Seterstua
Kafe Seterstua
Oslo manzarası
Efendim malumunuz Norveç somonun pek ünlünür. Norveç’e gidip de Somon yememek olmaz dedik ve Holmenkollen Tepesine teleferikle çıkışımızdan sonra, tepeden tüm Oslo’yu gören Cafe Seterstua’da konaklamaya karar verdik. Şef garsonu bir Türk olmasi dolayısıyla en güzel manzaralı masaya oturma şerefine eriştik ;)

Aperatif olarak gelen tereyağı ve kızarmış ekmek nefisti.

Somonun lezzeti mi? İnanılmazdı…

Salmon
Bread – Crunch
Kafenin içi…


Nobel Baris Merkezi:

Nobel Barış Merkezi
Nobel Barış Ödülü Oslo’daki Norveç Nobel Komitesi tarafından veriliyormuş. Hatta bu komitenin üyeleri Norveç parlamentosu tarafından seçiliyormus, ki bu da olaya nasıl bir önem affettiklerini gösteriyor. Ancak bildiginiz gibi Nobel ödülleri çoğu kitleler tarafından tepkiler de görür. Alfred Nobel’in dünyanın önde gelen silah tüccarlarından oldugu iddiasının yeri büyüktür bu tepkilerde. Buna ithafen mi bilmiyorum ama Norveçteki Nobel Baris Merkezi’nin önünde manidar bir tabela vardi: S/laughter

Slaughter

Fiyordlar:

İnanilmaz bir guzellik! Dogal bir kiyi seridi nasil bu kadar etkileyici olabilir. Zaten bana sorsalar güzel ülkemden sonra bir Yeni Zelanda derim bir de Norvec! Doğanın muhteşem güzellikte olduğu cennet gibi memleket arkadaş!

Beauty…
Fjords

 Holmenkollen Atlama Tepesi:

Oslo’nun en önemli yerlerinden biri. Ulusal ve uluslararsı pek çok müsabakanın yapıldığı tepe. Hayatımda hiç bu kadar kocaman bir pist görmemiştim.

Holmenkollen

Troll Efsanesi:

Hatırlayanlarınız var mı bilmem, biz çocukken herkesin elinde Troll denen böyle saçı neon yeşili, sarısı, pembesi renklerinde cüce kılıklı minnoş anahtarlıklar vardı. Heh işte o anahtarlıklar meğer hakikaten bir ülkenin kültürel mirasıymış. Çook eski zamanlarda bu kirli ama şirin yaratıklar yaşarmış Norveç’in yemyeşil ormanlarinin derinliklerinde..insanlara zarar verdikleri, kaçırdıkları geçiyor literatürde ama popüler kültür onları şirin bir pazarlama aracı haline getirmiş. Nerede bir otantik dükkana girseniz bi milyon tane troll biblosu görüyorsunuz. E tabi ben de bir magnet kolleksiyoneri olarak troll bir çift aldım buzdolabına :)

Troll Ailesi :)


Diğer hoş ıvır zıvır dükkanlarından çektiklerim:



Vee…



Eve dönüş…

Teşekkürler sevgili havayolu şirketi, vesilenle 25 euroya gidip geldik. İzmir’den Van’a gidemezsin 50 tlye, ama Letonya’dan Norveç’e uçuyorsun işte…

Rabbim nasip etti, biz de gördük oraları, çok şükür. Hiç bir sorun yaşamadığımıza hayret ettiğimiz bir gezi olduğundan hep gülümseten mutlu bir anı olarak kalıcak…Çok yakında Letonya ve Litvanya’yı da paylaşıcam. Sevgiler..


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s